Tükenmişliğin Sessiz Sebebi: Fazla “Evet”

 

Tükenmişliğin Sessiz Sebebi: Fazla “Evet”

 

 

 

Dün “hayır” demekten bahsettim.

Ama biraz daha derine inince şunu fark ettim:

 

Asıl mesele hayır diyememek değil.

Asıl mesele neden bu kadar çok “evet” dediğimiz.

 

Çünkü bazen tükenmişlik yoğunluktan değil,

sürekli verdiğimiz sözlerden gelir.

 

Ve o sözlerin çoğu başkalarına…

 

 

 

 

Neden Sürekli “Evet” Diyoruz?

 

 

Çünkü güçlü görünmek istiyoruz.

Çünkü kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemiyoruz.

Çünkü “iyi kadın” olmak öğretilmiş bize.

 

“Hallederim.”

“Ben yaparım.”

“Sorun değil.”

 

Bir süre sonra bu cümleler alışkanlığa dönüşüyor.

Ve alışkanlıklar, sınırları sessizce aşındırıyor.

 

 

 

 

Fazla “Evet”in Bedeli

 

 

Başta fark edilmiyor.

Ama bir gün…

 

Yorgun uyanıyorsun.

Daha güne başlamadan enerjin eksik.

Küçük şeylere tahammül azalıyor.

İçinde bir kırgınlık birikiyor.

 

Çünkü bedenin ve ruhun

sürekli verdiğin sözlerin yükünü taşıyor.

 

Tükenmişlik bazen fazla sorumluluktan değil,

fazla “evet”ten doğar.

 

 

 

 

Sınır Koymak Neden Bu Kadar Zor?

 

 

Çünkü “hayır” demek çoğu zaman suçlulukla karışıyor.

Bencil görünmekten korkuyoruz.

Sevilmemekten korkuyoruz.

 

Oysa sınır koymak uzaklaşmak değil.

Sınır koymak, kendine yaklaşmaktır.

 

 

 

 

Küçük Bir Pratik: “Şimdi Değil”

 

 

Her şeye net bir “hayır” demek zorunda değilsin.

Ama her şeye otomatik “evet” de demek zorunda değilsin.

 

Bazen en güçlü cümle:

 

“Şimdi değil.”

 

Bu cümle hem karşındakini kırmaz,

hem seni korur.

 

 

 

Belki bugün kendine şu soruyu sorarsın:

 

Gerçekten yapmak istediğim için mi “evet” diyorum,

yoksa alışkanlıktan mı?

 

Bazen içindeki kadını korumak,

nazik bir “hayır”la başlar.

 

🌿